Previous Next
  • Yüzey A/X2

    Yüzey A/X2 Mantık görüngünün yerini aldığı zaman anlıyorsun. "O" derinde imiş, benden. Çabuklar kaybettiriyor, ki çoğu zaman. Kaybettiriyor seni. Anlıyorsun, zamanı; gördüğünün yerini aldığı zaman. Ya da anlamıyorsun, sevmek edimini. Bunların hepsi yer değişimi. Denge değil, bunun adı kaos. Vücudundaki kimyasalların yer değiştirmesinden ötede. Senden uzak. Öğrenmek, deneyimlemek, senden uzakta yaşamak. ...

  • Yüzey A/X

    “İntihar özeleştirinin en dürüst biçimidir.” -Rusya’da bir duvar yazısı. Ama hayattayım. Yürüdüm, sustum, kustum. Uğruna mücadele ettiklerim, yukarıda; çok yukarıda. “O” hayattaydı. Hangi bitiş gereksiz, hangi son veriş gereksiz? Bu soru, kafamdaki. Midemde ise şarap ile karışık otizmli ilaçları. Güçlü nedir sorusunun cevabıdır bu; inandığı savaşımı, zehrini başka bedenlere akıtma pahasına ...

  • Düşünce hatırlanan…

    Düşünce ne idi sahi? Düşünce hatırlanan... Düşmek için taş gerekir. Sert bir taş ya da kaya. Düz yolda düşene ne denir? Düşüncesiz. Sen misin bu? Düşünce hatırlanan? Düşüncesin sen, düşünce hatırlanan. Düşünce! Sana söylüyorum. Ben bir taşım ya da kaya. Kendini sana hatırlatan. Ben olmadan düşme. Ben bir düşüm. Uykularına gelmeyi unutmuş. Bazen sanrı, karanlıkta. Ben bir düşüm. Unutma. Taş? Kaya? Düşünce! Sen anlarsın... Düşünce anlarsın. Ama düz yolda. Unutma.

  • Praksisi ararken nüksetti; başa dönüş.

    Yüzümü kaybetmiştim. Yeni şehir ruhumu arştan çekmiş, olmasını planlandığım olamayacakları daha yumurta iken zedelemeyi başarmıştı. Ayak tırnaklarım kopuyor, kanlı sümkürüyor, sigara ateşinin parmaklarıma verdiği acıyı hissediyordum. Üretemiyor olmanın yanı sıra, şimdiye değin ürettiklerimden de nefret etmeye başlamıştım. Boşluktan ziyade kara delik yollarımı kapatmış beni içine çekmeyi başarmıştı. İlhan "ben ki ...

  • Uyamaktı, tek istediğim…

    Uykumu verdim, üzerinde yürümekten sıkıldığım yollara.Rüyalarımla takas ettim, gerçek sandıklarımı.Kimdim ki ben? Çoğu zaman uykusuz, uyuşuk ve depresif. Mutlu muydum ki yada çok mu fevri idim tercihlerimi yaparken? Biraz uykuydu sadece istediğim ve çoğu zaman istediğim… Körelmiş ruhumu tarif edecek tek kelime var şuan beynimin labirentlerinde; uyumsuz…Ben böyleyim.Denedim en azından normalleşebilmeyi.Rüya görmek ...

Kas
13

Yüzey A/X2

fb_img_1449250139770 Mantık görüngünün yerini aldığı zaman anlıyorsun. “O” derinde imiş, benden. Çabuklar kaybettiriyor, ki çoğu zaman. Kaybettiriyor seni. Anlıyorsun, zamanı; gördüğünün yerini aldığı zaman. Ya da anlamıyorsun, sevmek edimini. Bunların hepsi yer değişimi. Denge değil, bunun adı kaos. Vücudundaki kimyasalların yer değiştirmesinden ötede. Senden uzak.

Öğrenmek, deneyimlemek, senden uzakta yaşamak. Senden, kendinden. Beni seçerken bencil, “O”yu seçerken hastalıklı olmak. Diğerlerinin gözünde -belki “O”nun da- Biliyorum geçecek, her şey; tüm insanlık hatta zaman. Hepsinin toplamı koskoca bir sıfır. Biliyorum, yüzleşmek kaybettirecek eskiyi, yenisi burada. Yürü ileride sağlam, sıkı şeyler var, onlarında ilerisinde hiçlik.

Şimdi karanlık, donmuş bir şehirdeyim, acıları yeraltından gelen. Becerir unutturmayı, becerir unutmayı soğuk acı. Yerine geçer belki bendekinin. İyi, kötüden doğar, basitleşmiş iyiden. Karmaşanın doğasını bozar, iyi. Kadının, insanın, benin… Acı kendine getirir, sadist doğamıza bir çiçek kondurur ve fısıldar “hadi daha fazlasını iste, daha fazla acı…” Hepsi bundan. Şeytanlar ve melekler yok. Acı ve iyi var. İkisi de bozuyor, karmaşayı. Basit olanı da karıştırıyor. Uyandığın zaman düşünceler, uyumadan önce ve uyanıkken… Düşünce yiyor seni ama biliyorum bunların hepsi geçecek. Ben beklemeden… Nasıllar yiyecek ömrümüzü. Tüketen dostlar, tüketilen ruhumuzu.

Yürümek sadece bedeni yoruyor, alkol uyutuyor. Rüya görmüyorsun belki ama uyanıyorsun, sonraki gün; artık rutin olmuşları tekrarlamak üzere. Yüzey sürüyor, balıklar derinde ölüyor, cesetleri yüzey ile derin arasındaki çizgiye yükseliyor. Onları çöpe atmaya korkuyorsun ama çöpteler şimdi; kurtların midesindeler belki de kurt oldular yüzeyde, delecek elma ya da sonraki balıklar için…Bu sürüyor, sonsuz olmayan döngü hepsi hiç olana kadar. Gelse de kurtulsak.

“Yüzey A/X2” kentten uzakta, kendimle bütünleşik parmakların eşliğinde yazıldı, başka suratlar; yitik sanrılar eşliğinde.

Kas
03

newageart“İntihar özeleştirinin en dürüst biçimidir.” -Rusya’da bir duvar yazısı.

Ama hayattayım. Yürüdüm, sustum, kustum. Uğruna mücadele ettiklerim, yukarıda; çok yukarıda. “O” hayattaydı. Hangi bitiş gereksiz, hangi son veriş gereksiz? Bu soru, kafamdaki. Midemde ise şarap ile karışık otizmli ilaçları. Güçlü nedir sorusunun cevabıdır bu; inandığı savaşımı, zehrini başka bedenlere akıtma pahasına feda edenlerin değil; -inandığı yaşamı; ki yaşamları, bu yaşamlardan birisinin “O” olduğunu sanarak-  Cobain boşuna ölmedi, Amy boşuna terk etmedi, burayı. Mehmet Pişkin “yumuşak kanlılığımı kaybediyordum” diye astı kendini. Ama hayattayım, boşuna mı?

Güçlü nedir? Biliyor musun, okuyucu. Sen! Eş, dost, yabancı veya ”O”. Kendinde “Ama hayattayım, boşuna mı?” diye sorma gücünü bulabilendir. Güçlü nedir biliyor musun, okuyucu?  Bekleyebilendir, beden avcılığına soyunan değil. Okuyucu! Güçlü nedir biliyor musun? Önce kaybetmeyendir, güçlü; alışmayan… Güç, düşünmeden hareket etmek; düne yakın, yarına uzak durmaktır. Düşünmeden gelmektir. ”O”yu, “O”dan sonra bırakabilmektir. Güç, sevdiğin kadına kendini vermektir, kendini kirletmek…

Hayatta kalmak nedir peki? Köyler inşa etmeye çalışmak, başkalarının yalnızlığını bekleyerek… Değersizleştirmemek, bu sözleri; birine ya da birilerine söyleyerek. Değersizleşeceğini bilmek, okunacağını bilerek ya da okunmaktan korkacağını… Pişman olmak, hala hayatta olunduğu için. Söyleyeceklerini kimsenin anlamayacağını ve bunları kendinden sonra da yine ve ancak kendinin anlayacağını… Yazmanın bir çöküntü hali olduğunu, çizmenin bazen, bazen de yontmanın. Eşlik etsin diye… Bu… Gerçekliğin şimdi ve gelecek ile eşzamanlılığının en somut ifadesi…

/Doğanın bir parçası olarak gelebilirdim, dünyaya.

Tanrı olarak kalmayı seçiyorum, yitik unutulmuş biri olmayı değil. Kendimi, seçiyorum; benden önce beni bırakanları değil ve tekrar yazmaya devam ediyorum; kaldığım yerden. Değişmedim, geriye doğru;  yeniyim,  daha çok yeni. Benim, daha çok ben ve her şey vajinanın etrafında dönüyor. “şşşş kimsenin haberi var”

“Yüzey, A/X kalındığı yerden, beklemeyin devamını; uyuşuğum.

Nis
18

Düşünce ne idi sahi? Düşünce hatırlanan…

Düşmek için taş gerekir. Sert bir taş ya da kaya.

Düz yolda düşene ne denir?man-765406_960_720

Düşüncesiz.

Sen misin bu? Düşünce hatırlanan?

Düşüncesin sen, düşünce hatırlanan.

Düşünce! Sana söylüyorum.

Ben bir taşım ya da kaya.

Kendini sana hatırlatan.

Ben olmadan düşme.

Ben bir düşüm.

Uykularına gelmeyi unutmuş.

Bazen sanrı, karanlıkta.

Ben bir düşüm.

Unutma.

Taş?

Kaya?

Düşünce! Sen anlarsın…

Düşünce anlarsın.

Ama düz yolda.

Unutma.

Kas
30

red-head-amedeo-modiglianiYüzümü kaybetmiştim. Yeni şehir ruhumu arştan çekmiş, olmasını planlandığım olamayacakları daha yumurta iken zedelemeyi başarmıştı. Ayak tırnaklarım kopuyor, kanlı sümkürüyor, sigara ateşinin parmaklarıma verdiği acıyı hissediyordum. Üretemiyor olmanın yanı sıra, şimdiye değin ürettiklerimden de nefret etmeye başlamıştım. Boşluktan ziyade kara delik yollarımı kapatmış beni içine çekmeyi başarmıştı. İlhan “ben ki cehennemde bir allah gibi yalnızım” diyordu. Oysa kara delik benim içinde debelenecek cehennemimi bile bırakmamıştı. Fırtınaları içinde kopan Kafka gibi, düzene karşı tepkisiz, sanki umutsuz ama farkında olan. Yeni şehir… Tekrar eden yeni. Yeniden yorulmuştum. Tiksiniyordum.Başa dönmek lanetti. Eskiye mecbur kalıp, spontane yeni demek daha lanet. Eski arkadaşlarım da kent ile beraber yenilenmişti. Hepsi sanki hayat enerjimi çekiyordu. Madden rahatsız eden baş ağrılarıma yetmezmiş gibi bir de maneviyat ekleniyor, ağrılar dayanılmaz oluyordu. Olduğumdan fazlası idim onlar için. Ama daha dünden aslında olmadığımı kabullenmiştim. Huzur, güvendeyim hissi beni bulamayacaktı. Kaybolmuştum. Cehennemin dahi olmadan yalnızlık. O ben yokken de vardı… Ebette adı hiç olacak kimsesi olmayan; yalnız olan yalnızlık.

Ara
06

Uykumu verdim, üzerinde yürümekten sıkıldığım yollara.Rüyalarımla takas ettim, gerçek sandıklarımı.Kimdim ki ben? Çoğu zaman uykusuz, uyuşuk ve depresif.

Mutlu muydum ki yada çok mu fevri idim tercihlerimi yaparken? Biraz uykuydu sadece istediğim ve çoğu zaman istediğim…

Körelmiş ruhumu tarif edecek tek kelime var şuan beynimin labirentlerinde; uyumsuz…Ben böyleyim.Denedim en azından normalleşebilmeyi.Rüya görmek istiyorum; soba boruları geçen evimin duvarlarını değil.Seni görmek istiyorum; arşta dans ettiğini sanan cambazları değil.

Tırnaklarıma çizdim; alışmanın tarifini.Sevgimi sakladım, nasır tutmuş parmak uçlarıma.Müziğimde hissetmek istedim sesini.

Yürüyorum; durmadan yürüyorum; hava soğuk ve bugün ortalıkta hiç uçan fil yavrusu yok.Kötüyüm; kimseden dolayı değil; kendimden olduğu kadar.Geçişen sözlerin arasında kayboldu benliğim; söylemek istediklerimde sıkışıp kaldı; tüm sevgim.Sarf ettiğim cümlelerde saklıydı ki, hissettiklerim; yada yaşamak istediklerim.Kötüyüm artık; gelmek bilmeyen günlerin sabahlarında yada sahte bir figüranım gecenin 3’ünde hayatının kısacık bir sahnesinde rol alan.Olmak istediğimdin; tüm anlattıklarımın ilk satırında yada sonrasında.Beceremedim olabilmeyi; yine her taraf vıcık vıcık ve ben yine bekliyorum, çoğu zaman ve her zaman olduğu gibi.

///Not: Evet ben şapşalım./